Iskenderiye dörtlüsü konusu
Hem / Kultur, Media & Underhållning / Iskenderiye dörtlüsü konusu
Neden bir insan aynı anda birden çok resim veremesin ki?”
Kitapta İskenderiye gibi, insan olmayan başka karakterler de var, sözgelişi bellek… Hikayelerden değil, anlardan oluşan, hatırlayışlar üzerine ilerleyen bir roman bu. Benzer şekilde, bu kitap önceki taksitlerde geliştirilen tüm arsanın net bir şekilde anlaşılmasını sağlar. Bu nedenle son taksit, eleştirmenler tarafından dörtlüsü gerçek bir şahesere dönüştüren metin olarak kabul edilir.
Sözgelişi şöyle dedirtiyor Justine’e: “Seçim yapabilecek kadar güçlü olmadığımız gibi kötü de değiliz. Şehir o kadar canlı bir şekilde tasvir ediliyor ki onun da karakterlerden biri olduğunu hissediyorsunuz.
Bu bağlamda, İngiliz romancı d'nin üstünlüğüne dikkat çekiyor.farklılıklarına rağmen samimiyet gösterebilen insanlar arasındaki dostluğun gerçek değeri.
Buna ek olarak, birçok eleştirmen, bu çalışmayı en büyük ayrıntı lüksüyle anlatılan bir şehrin canlı temsili için övmeyi kabul etti..
Bu karakter, kendisinden büyük bir kadınla tutkulu bir ilişki yaşıyor.. Belleğin demir zincirini halka halka geriye doğru izleyerek çok kısa bir süre oturduğumuz o kente dönerim. Yolu bulamıyoruz, kafamız karışıyor, her bir romanda biraz daha kayboluyoruz. Yazar olsaydım kişilerimde çok boyutluluğu amaçlardım, prizmasal denebilecek bir görünümü. Sonda Durrell’ın yazma notları var ki bu kısımların paha biçilmez bir yazma dersi niyetine okunabileceğini düşünüyorum.
Üniversitede öğrencisi olduğum değerli Akşit Göktürk’ün kaleme aldığı incelikli sunuş yazısı da aynı. Onun parçası için, Karakter Clea, Darley'yi kasabaya vardığında kendisi veya yaşanacak olaylar hakkında önyargılı bir fikre sahip olmadan beklemektedir.. Hocam Akşit Göktürk’ün sunuş yazısında belirttiğine göre Lawrence Durrell, Dörtlü’yü yazarkenki amacını “çağdaş sevginin irdelenmesi” diye belirliyor ve bunu yaparken Freud’un görüşlerinden yararlanıyor.
Sonra, bu duruma tepki kendini yazmaya adamak oldu. Böylece ilk şiirsel koleksiyonu ortaya çıktı, İlginç Parça (1931), orta düzeyde kabul gördü.
1938'de yayınlandı Kara kitapİngiliz yazarın ilk edebi başarısı olan otobiyografik pasajlarla dolu bir anlatı.
Mesela şu: Freud’a göre, iki kişi arasında yaşanan her sevişme (en az) dört kişiyi ilgilendiren bir ilişkiler yumağı. Anlatıcı sık sık bu günlüklerden alıntılar yapıyor. Burada yazar, esrarengiz ve baştan çıkarıcı Justine ile hikayenin anlatıcısı Darley arasındaki bir aşk hikayesini anlatıyor..
Çağdaş İngiliz romanına yepyeni bir soluk getiren Lawrence Durrell, Justine'de, yaşam dolu, tutkularıyla kabına sığmayan, İskenderiye'li bir Yahudi güzelini anlatır. Yazarın sözleriyle, bu destan -Bir yazar olarak onu ölümsüzleştiren- "modern aşk araştırması" nın merkez ekseni olarak ortaya çıkar.
Aynı şekilde, okuyucular ve edebiyat analistleri bu parçayı şöyle değerlendiriyor: İkinci Dünya Savaşı'ndan önce Mısır'da meydana gelen olayların yüce bir temsili. Bu anlamda, tetralojinin her bir cildi, ortak bir bağlamda düzenlenen aynı karakterlerin farklı bir perspektiften beğenilip farklı yorumlanabileceğini göstermektedir.
Tetralojinin amacı ve bölümleri
Önceki paragrafta belirtilen hedefler kapsamında, Durrell, romanın tamamını oluşturan dört kitap serisini geliştirdi. İlk üç, -Justine, Balthazar y dağ zeytini- uzayın Öklid boyutlarını temsil eder.
Unuttuğumu sandığım her sokağı, çıkmaz yolu tanıyorum aslında ve ben istemedikçe kaybolmam imkânsız. Yıllar önce yaşadığım uzak bir şehre dönmek gibi. 1938’de ilk romanı Kara Kitap’ı yayınlandı. Justine (1957), Balthazar (1958), Mountolive (1958) ve Clea (1960) adlı bu büyük dörtlü, 1960'lı yıllarda İngiliz romancılığında büyük yankılar uyandırmıştı.
Üstelik diğer karakterlerin düşüncelerini, sözlerini, seçimlerini etkileyecek kadar baskın bir varoluşu var Durrell’ın İskenderiyesi’nin. O, kaybolmuş bir zamanın simgesi, bir şehrin belleğidir.”
İskenderiye Dörtlüsü 1
Justine, ünlü İngiliz yazarı Lawrence Durrell'in dört ayrı romandan oluşan İskenderiye Dörtlüsü'nün ilki.
Dörtlü’nün dağınık görünen yapısını ise fizikçi Albert Einstein’ın Görelilik Teorisi’nden ilhamla kurmuş.